Türban ve İşçi Sınıfı
2 Şubat günü hükümetin üniversitelerde türban giyme yasağını kaldırma çabalarını protesto etmek için 120.000 kişi toplandı. Geçen ilkbahar yapılan gösterilerle aynı büyüklükte olmasa da yine bu konudaki kitlesel duyarlılığın ne düzeyde olduğun gösteriyor.
Ordu sürekli şeriat tehlikesi konusunu sömürüyor. Pek çok işçinin, kendilerine "ülkeyi İran'a çevirecekler" denildiğinde devleti savunmaya koşması şaşırtıcı değil. Hatta bu konuyu o kadar fazla gündeme getirdiler ki, Yaşar Büyükanıt, medya konu üzerindeki fikrini sorduğunda, herkesin ordunun görüşlerini bildiğini söyleyerek başka bir yorum yapmayı reddetti.
Büyük ayrışmanın öteki tarafında ise en yüksek sesle ‘özgür' ve ‘demokrasi' vaazları verenler var. Şu anda demokrasi ve insan hakları çığlıkları atanların, kanlı 12 Eylül darbesinden sonra ordunun desteklediği İslamcılardan başkası olmaması ise bir hayli ironik.
Tabii ki bütün olayı çevreleyen iki yüzlülük işçileri şaşırtmayacak. Bu çatışmanın ‘demokrasi', ‘insan hakları' veya başka bir ‘yüksek' ideal ile ilgili olmadığı aşikardır. Bu tartışmanın temelinde, geçen Kasım'da iki tarafın da daha vatansever olduklarını kanıtlamak için sadece Türkiye'yi değil ama bütün Orta Doğu'yu yeni bir savaşa sürüklemeyi göze alabilecekleri kadar keskin bir iktidar mücadelesinden başka bir şey yatmamaktadır.
Peki işçiler bu olayın neresinde durmaktadırlar? Hangi tarafı desteklemelidirler; laikliği savunmak uğruna orduyu mu yoksa bireysel özgürlüğü ve insan haklarini savunmak uğruna hükümeti mi?
Biz komünistlere göre, bu çatışmanın işçi sınıfının çıkarlarına hizmet etmediği aşikardır. İki taraf da hiçbir şekilde Türkiye'deki işçilerin günlük ve acil sorunlarına bir çözüm önermemektedir ve bu çatışmanın hiçbir şekilde işçilerin yaşam düzeylerini kesinti ve saldırılardan savunmalarına faydası yoktur. Ne de AKP'nin ne de ordunun oyuncağı olmak işçi sınıfının faydasınadır.
İşçilerin kendi çıkarlarını gözetmesi yaşamsal önemdedir. Bu gibi konular işçi sınıfı içerisinde ayrınlar yaratmak için kullanılmaktadır. Basın sürekli ikili seçenekler öneriyor: türbana karşı veya türbandan yana olmak, terörizme karşı veya terörizmden yana olmak, AB'ye karşı veya AB'den yana olmak... Fakat bu seçeneklerin hiçbiri işçilerin çıkarlarının bir savunusu içermiyor.
Bizim komünistler olarak söylediğimiz, bunun işçi sınıfının bir mücadelesi olmadığıdır. Bu ordunun kadınların nasıl giyineceğini kontrol etme hakkını savunduğumuz anlamına gelmez. Bu AKP hükümetini savunduğumuz anlamına da gelmez. Bizin söylediğimiz bunun bir sınıf mücadelesi olmadığı ve ne orduyu ne de hükümeti kirli iktidar savaşlarında desteklemenin işçi sınıfının çıkarlarına hizmet etmediğidir.
Devrim
- 564 okuma

