"Operasyon"
eks tarafından Çar, 2008-03-05 17:52 tarihinde gönderildi.- Devamını oku
- 620 okuma
Türban ve İşçi Sınıfı
eks tarafından Çar, 2008-03-05 17:48 tarihinde gönderildi.2 Şubat günü hükümetin üniversitelerde türban giyme yasağını kaldırma çabalarını protesto etmek için 120.000 kişi toplandı. Geçen ilkbahar yapılan gösterilerle aynı büyüklükte olmasa da yine bu konudaki kitlesel duyarlılığın ne düzeyde olduğun gösteriyor.
Ordu sürekli şeriat tehlikesi konusunu sömürüyor. Pek çok işçinin, kendilerine "ülkeyi İran'a çevirecekler" denildiğinde devleti savunmaya koşması şaşırtıcı değil. Hatta bu konuyu o kadar fazla gündeme getirdiler ki, Yaşar Büyükanıt, medya konu üzerindeki fikrini sorduğunda, herkesin ordunun görüşlerini bildiğini söyleyerek başka bir yorum yapmayı reddetti.
Büyük ayrışmanın öteki tarafında ise en yüksek sesle ‘özgür' ve ‘demokrasi' vaazları verenler var. Şu anda demokrasi ve insan hakları çığlıkları atanların, kanlı 12 Eylül darbesinden sonra ordunun desteklediği İslamcılardan başkası olmaması ise bir hayli ironik.
Tabii ki bütün olayı çevreleyen iki yüzlülük işçileri şaşırtmayacak. Bu çatışmanın ‘demokrasi', ‘insan hakları' veya başka bir ‘yüksek' ideal ile ilgili olmadığı aşikardır. Bu tartışmanın temelinde, geçen Kasım'da iki tarafın da daha vatansever olduklarını kanıtlamak için sadece Türkiye'yi değil ama bütün Orta Doğu'yu yeni bir savaşa sürüklemeyi göze alabilecekleri kadar keskin bir iktidar mücadelesinden başka bir şey yatmamaktadır.
Peki işçiler bu olayın neresinde durmaktadırlar? Hangi tarafı desteklemelidirler; laikliği savunmak uğruna orduyu mu yoksa bireysel özgürlüğü ve insan haklarini savunmak uğruna hükümeti mi?
- Devamını oku
- 564 okuma
Dubai’deki İşçi Mücadeleleri: Bir Cesaret ve Dayanışma Örneği
eks tarafından Çar, 2008-03-05 17:47 tarihinde gönderildi.Kasım ortasında, Dubai işçileri, devasa ve spontene ayaklanmalarının sona ermesinin ardından işlerine geri dönerken, televizyonlar Dubai Kralı Abdullah'ın yeğeni Al Walid ibni Talal'ın şahsi kullanım için satıl adığı Airbus A380'den bahsediyorlardı.
Bu devasa grev hareketiyle ilgili tek bir kelime bile söylenmiyordu! Aşırı sömürüye maruz kalan yüzbinlerce işçinin bu açık isyanına dair tek bir kelime yoktu! Burjuvazi bir kez daha uluslarası basını bir kez daha sınıf mücadele haberlerine karartma uygulamıştı.
Burjuvazinin insanlık dışı sömürüsüne karşı....
Geçtiğimiz senelerde Dubai, herbiri diğerinden daha inanılmaz sayısız gökdelenin mantar gibi bittiği bir inşaa sahası haline gelmişti. Bu Emirlik, burjuvazinin, Orta Doğu'nun doğusundaki ‘ekonomik mucize' simgelerinden biri. Fakat yaldızlı perdelerin arkasında çok farklı bir gerçeklik yatıyor: turistlere ve işadamlarına sunulan gerçeklik değil, ‘mimari rüyalar' için kan ter içinde çalışan işçi sınıfının gerçekliği.
- Devamını oku
- 511 okuma
Mısır: Kitle Grevinin Tohumları
eks tarafından Çar, 2008-03-05 17:45 tarihinde gönderildi.Senenin başında Mısır pek çok sektöre yayılan bir grevle sarsıldı: çimento fabrikalarında, kümes hayvanı çiftliklerinde, madenlerde, otobüs ve demiryollarında, sağlık sektmründe ve herşeyden önce dokuma sektöründeki işçiler hızda düşen gerçek maaşlara ve ödenek kesintilerine karşı bir dizi yasa dışı grev örgtlediler. Bu mücadelelerin militan ve spontene niteliğini, hareketi tetikleyen mücadelenin patlak verdiği Kahire'nin kuzeyindeki Malhalla al-Kubra'nın büyük Misr Eğirme ve Dokuma fabrikasına bakınca kolaylıkla görülebilir. Aşağıdaki alıntı Joel Beinin ve Hossam el-Hamalawy tarafından yazılıp Çevrimiçi Orta Doğu Raporu'nda ve libcom.org internet sitesinde yayınlanmıştır ve fabrikada çalışan Muhammed Attar ve Sayyid Habib adlı iki işçiyle yapılan röportahlara dayanmaktadır.
"Malhalla al-Kubra Misr Eğirme ve Dokuma fabrikasının 24,000 işçisi, 3 Mart 2006'da başbakan Ahmet Nazif'in yıllık ikramiyelerin sabit 100 Mısır lirasından (17$) iki aylık maaş ikramiyesine çevrildiğine dair yayınladığı kararnameyi görünce çok sevindiler. En son 1984'te yıllık ikramiyeler (75 liradan 100 liraya) artmıştı.
‘Kararnameyi okuduk ve fabrikade bilgiyi yaymaya başladık,' diyor Attar. ‘İronik olarak, hükümet yanlısı sendika yetkililerinin bile haberi kendi başarıları olarak sunmalarıydı'. Şöyle devam ediyor ‘Yıllık ikramiyelerin ödendiği Aralık ayı geldiğinde herkes tedirgindi. Kazıklandığımızı fark etmiştik. Bize sadece o eski 100 lirayı önermişlerdi. Daha doğrusu tam rakamı söylemek gerekirse 89 lira, çünkü vergi kesintilerini ihmal etmemişlerdi.'
- Devamını oku
- 477 okuma
Pakistan ve Bhutto Suikasti
eks tarafından Çar, 2008-03-05 17:42 tarihinde gönderildi.Benazir Bhutto suikastinden iki hafta sonra, devlet başkanı Müşerref "Pakistan parçalanma sınırında değildir" dedi. Pakistan'ı sekiz yıl boyunca askeri bir diktatör olarak yönettiktn sonra bir anda medeni bir başkanına dönüşen Müşerref, ülkenin parçalanması ihtimaliyle ilgili yorum yapıyordu. Soruyu ‘hayır' diye yanıtlasa da, bize "Pakistan Lübnan değildir" dese de ve BM'nin suikastı incelemesine ihtiyaç duymasa da, yine de ülkenin parçalanması ve Lübnanlaşması ihtimali devlet başkanı tarafından ortaya atıldı.
Suikast, kim gerçekleştirmiş olursa olsun, açık bir şekilde hakim sınıfın siyasetini nasıl yürüttüğünü ve farklılıkları nasıl çözdüğünün bir örneği. Fakat, bu olay bu kadar dramatik koşullar altında gerçekleşmeseydi ve kurbanlarının temeli toplum geneli ve özellikle işçi sınıfı olacak bir karmaşa ortamına yol açmasaydı, burjuvazi için sadece ikincil bir mesele olacaktı.
- Devamını oku
- 457 okuma
Hayatta Kalmış Sekiz Asker
eks tarafından Çar, 2008-03-05 17:39 tarihinde gönderildi.PKK tarafından rehin alınan askerler geri döndüğünden itibaren Türkiye burjuvazisinin hemen hemen bütün kesimlerinin tavrı netti: ‘Adalet' Bakanı Mehmet Ali Şahin "Askerlerin kurtulmalarına fazla sevinemedim" dedi, ‘İşçi' Partisi başkanı Doğu Perinçek ise daha da ileri giderek "keşke tabutları gelseydi" dedi. İşte ölen askerlerin ardından sular seller gibi timsah gözyaşları döken burjuvazinin gencecik yaşında evinden alınıp, eline bir silah tutuşturup soğuk dağlara gönderilmiş işçi çocuklarına verdiği değer!
Bugün, sekiz asker, PKK'nın elindeki esaretten sonra Türkiye devletinin hapishanelerinde düştüğü esaretten kurtulmuş gibi gözüküyor. Askerler neyle suçlanıyorlardı? "Memuriyet görevinin gereklerine aykırı hareket etmek", "askeri disiplinin aşırı şekilde sarsılması", "emre itaatsizlikte ısrar"... Fakat asıl soru şu: ordu ve devlet bu askerleri gerçekten neden tutukladı? Çünkü ellerine silah verip dağlara yolladıkları işçi çocuklarına gözdağı vermek istiyorlar. Çünkü onların yürü denildiğinde yürümelerini, öl denildiğinde ölmelerini istiyorlar. Çünkü korkuyorlar.
Korktukarı PKK değil, çünkü PKK sonuçta ulaşabilecekleri emperyalist kuvvetlere bağlı, sonuçta bir yere kadar kontrol edilebilir, bir yere kadar mantıklı bir rakip onlara göre: Türkiye burjuvazisinin yeri geldiğinde demeçlerinde lanetler yağdırıp yeri geldiğinde meclislerinde temsilcileriyle el sıkıp sohbet edebilecekleri bir rakip. Hele PKK ile TSK'nın barışmasını ve "bir arada yaşamını" savunan sol liberallerden hiç korkmuyorlar, hata kimileri onları destekliyor. "Ülkemizi Amerika'ya
- Devamını oku
- 455 okuma
Kapitalizm Dünyayı Zehirliyor
eks tarafından Çar, 2008-03-05 17:37 tarihinde gönderildi.8 Aralık 2007 tarihinde Kyoto Protokolünün imzalanması için düzenlenen eylemdeydik. "Kyoto Protokolü İmzalansın, Küresel Isınmaya Hayır" mitingi, 78 ülkede aynı anda, İstanbul Kadıköy Meydanı'nda gerçekleştirildi. Miting sera etkisi yaratan gazların emisyonlarını kısmak üzere oluşturulan ve uluslararası bir anlaşma olan Kyoto Protokolü'nün Türkiye ile ABD tarafından imzalanmamasını protesto etmek amacıyla düzenlendi. Farklı illerden gelerek mitinge katılan gruplar, Tepe Nautilus önünde toplanıp Rıhtım Caddesi üzerinden İskele Meydanı'na kadar ellerinde, "Kyoto'yu imzala'', "Nükleer istemiyoruz'', "Ne kömür, ne petrol, ne nükleer, güneş, rüzgâr bize yeter'' yazılı pankartlarla sloganlar atarak yürüdü. Yedibin kişi civarında bir katılım vardı. Eylemde Küresel Eylem Grubu (KEG) adına Nuran Yüce, ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul milletvekili Ufuk Uras, Açık Radyo genel yayın yönetmeni Ömer Madra, Küresel BAK adına Bülent Aydın, Pelin Batu, Yeşiller adına Dr. Ümit Şahin konuşma yaptı. Küresel İklim Değişikliğini Durdurun" mitingini destekleyenler arasında, DİSK, KESK Şubeler platformu, Türk Tabipler Birliği, Çevre İçin Hekimler Derneği, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Metalürji Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İstanbul Tabip Odası, Şehir Plancıları Odası, 78'liler Vakfı, Açık Radyo, Sesonline.net, Bianet, BirGün gazetesi, Allianoi Platformu, EGEÇEP, Amargi, Barışa Pedal, Barışarock, Buğday, ÇGD, ÖDP, EMEP, DSİP, Greenpeace, Dünya Yalnız Bizim Değil (DYBD) Platformu, Genç Siviller, Sinop Bizim Platformu, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, Siyasal Ufuk Hareketi, Türkiye Sakatlar Derneği, Munzur Çevre Derneği, Yeşiller gibi kurum ve kuruluşlar yer aldı.
- Devamını oku
- 378 okuma
Davutpaşa Katliamı
eks tarafından Çar, 2008-03-05 17:35 tarihinde gönderildi."Mezarda Yaşıyoruz !"
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Davutpaşa'da yaşanan patlama burjuva medyası için bir anda yürekleri ağza getirdi. Yine bir "terör" saldırısı mı derken olayın davutpaşa'daki atelyelerde kaza sonucu meydana geldiği ortaya çıktı. Sonuç yirminin üstünde ölü ve yüzlerce yaralı... Burjuva medyası timsah göz yaşlarıyla olayı dramatize ederken kazada ölen işçilerin hayatlarından trajik kesitler vermeyi de ihmal etmedi. İki yıldır üç yüz lira maaşla çalışan bir işçinin babasının da zonguldak'taki maden ocaklarında can verdiği bunlardan sadece biri.
Maytap ve havaifişek atölyesindeki küçük bir dikkatsizliğin yol açtığı bu facia aslında bize yaşanması hergün sıradanlaşabilecek işçi ölümlerinin ne kadar olası olduğunu göstermekte. Tuzla tershanesinde meydana gelen ve ölümle sonuçlanan "kazalar", yazın günaşırı tazelenen tarım işçisi ölümleri ve son yaşanan bu kaza sıradanlaşmanın habercisi gibi. Sigortasız ve kayıtdışı çalıştırılan işçilerin güngeçtikçe arttığı, kapitalizmin kaçınılmaz sonucu olan yedek emek ordularının ise sermayenin ihtiyaç duyduğu ucuz emek gücünü karşılamak için hazır beklediği bir ortamda işçi emeğinin ve işçinin kendisinin devolarizasyonu ve bunun sonucu olarak da insan hayatının değersizleşmesi kaçınılmaz.
Yaşanan Katliamın Sorumlusu Kapitalizmdir !
Bizce yaşanmakta olan bu kıyımın tek bir sorumlusu vardır o da kapitalizmdir. Emek gücünün değersizleşmesine giden bu yol vahşi kapitalizmin
- Devamını oku
- 366 okuma
BURJUVAZİNİN GÜNDEMİNDE YİNE ÖLÜM VAR
eks tarafından Paz, 2008-01-13 13:41 tarihinde gönderildi.Son haftalarda apartman başına düşen bayrak sayısındaki azalma ve savaş naralarının daha az atılır olması kimseyi yanıltmasın: Kuzey Irak'ta, "barış" durumu içerisinde bombalanan yerleşim yerleri ve Amerikan başkanının bile bölgede var olduklarını ağzından kaçırdığı Türk Ordusu ne kadar gerçekse, bölgede daha büyük, daha korkunç, daha barbarca bir savaşın başlaması ihtimali de hala o kadar gerçek.
Türkiye Emperyalizminin Gözü Kuzey Irak'ta
Kurulduğu günden beri içten içe petrol zengini Musul ve Kerkük'ü isteyen Türkiye devleti, son dönemde Kuzey Irak'ta meydana gelen gelişmeleri bahane ederek emelini gerçekleştirme atağında. Devleti ivedilikle harekete geçiren iki neden var: Birincisi, Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulması tehditinden dolayı eteklerinin tutuşması; ikincisi de iç politikada ticaret, tarım ve endüstriyel burjuvazinin esas kesimleri ile bürokratik kadrolar ve sermaye kurumları arasındaki gizli hesaplaşma. Türkiye emperyalizminin gündemi duvarlara kazınan "Kerkük Türktür" sloganlarında, Barzani ve Talabani'nin her sözünün kışkırtıcı burjuva medyası tarafından savaş ilanı gibi sunulmasında ve Güneydoğu'da ölen işçi çocuklarının ardından sular seller gibi akan timsah gözyaşlarında görülüyor. Türkiye devletinin sözde karşıtı PKK'nın ise söyleminde "düşman"ınınkinden farklı bir şey yok: Yine kışkırtmacılık ve kendi saflarında ölen köylü çocuklarının ardından dökülen timsah gözyaşları. Türkiye devletinin, düşmanı PKK içerisinde ne kadar etkin olduğunu kestirmek, burjuvazinin bu karanlık örgütünün amaçları ve bağlantılarını net olarak bilmek kadar zor olsa da, PKK'nın son saldırılarının tamamen Türkiye emperyalizminin çıkarları doğrultusunda olduğunu söylemek mümkün.
- Devamını oku
- 497 okuma
EKİM DEVRİMİ: İŞÇİ SINIFININ KAPİTALİST BARBARLIĞA CEVABI
eks tarafından Cum, 2007-12-14 00:18 tarihinde gönderildi.1917'de Rusya'da işçiler patronlarının savaşını sürdürmeyi daha fazla kabul etmeyi reddettiler. 1914'te başlayan dünya savaşı sadece Rusya'yı değil bütün dünyayı toptan yıkımın eşiğine sürüklemişti. Cephede askerlerin yaşadığı doğrudan ölüm tehlikesi cephe gerisindeki açlık ve toplu kıyım... Bütün bunlar sadece dünya pazarının, paranın ve sermayenin, soluyla sağıyla savaşı destekleyen parlamentoların tek sözle kapitalizmin ve onun egemen sınıfı olarak patronların kendi varlık zeminlerini yıktıklarının göstergesiydi. Çünkü daha fazla pazar için pazarlar yok ediliyor, bir ülkenin patronlarının fabrikaları çalışsın diye diğer ülkenin birikimleri yıkılıyor, üstelik bütün bu süreçte o fabrikaları ve genel olarak toplumu yaşatan emekçiler katlediliyordu. Kapitalist saçmalığın patlama noktasına işçi sınıfını cevabı Ekim Devrimi oldu. Tarihte ilk kez bağımsız bir sınıf olarak emekçiler iktidarı işçi-köylü-asker konseyleri yoluyla ele geçirdiler, yıkımı ve sefaleti derinleştirmekten başka bir işe yaramayan patronların savaş-barış ve tekrar savaş döngüsünü kırdılar. Konseyler yoluyla örgütlenen işçiler sürmekte olan savaşa karşı tek çözümün iktidarı kendi ellerine almak olduğu çünkü patronlar düzeni devam ettikçe barışın sadece yeni savaşlar için bekleme süresi olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden onlar bütün dünya işçilerini savaşı ve barbarlığı üreten patronlar ve sermaye düzenini yıkmaya çağırdılar.
BUGÜN
- Devamını oku
- 603 okuma

