Davutpaşa Katliamı

"Mezarda Yaşıyoruz !"

 

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Davutpaşa'da yaşanan patlama burjuva medyası için bir anda yürekleri ağza getirdi. Yine bir "terör" saldırısı mı derken olayın davutpaşa'daki atelyelerde kaza sonucu meydana geldiği ortaya çıktı. Sonuç yirminin üstünde ölü ve yüzlerce yaralı... Burjuva medyası timsah göz yaşlarıyla olayı dramatize ederken kazada ölen işçilerin hayatlarından trajik kesitler vermeyi de ihmal etmedi. İki yıldır üç yüz lira maaşla çalışan bir işçinin babasının da zonguldak'taki maden ocaklarında can verdiği bunlardan sadece biri.

 

Maytap ve havaifişek atölyesindeki küçük bir dikkatsizliğin yol açtığı bu facia aslında bize yaşanması hergün sıradanlaşabilecek işçi ölümlerinin ne kadar olası olduğunu göstermekte. Tuzla tershanesinde meydana gelen ve ölümle sonuçlanan "kazalar", yazın günaşırı tazelenen tarım işçisi ölümleri ve son yaşanan bu kaza sıradanlaşmanın habercisi gibi. Sigortasız ve kayıtdışı çalıştırılan işçilerin güngeçtikçe arttığı, kapitalizmin kaçınılmaz sonucu olan yedek emek ordularının ise sermayenin ihtiyaç duyduğu ucuz emek gücünü karşılamak için hazır beklediği bir ortamda işçi emeğinin ve işçinin kendisinin devolarizasyonu ve bunun sonucu olarak da insan hayatının değersizleşmesi kaçınılmaz.

 

Yaşanan Katliamın Sorumlusu Kapitalizmdir !

 

Bizce yaşanmakta olan bu kıyımın tek bir sorumlusu vardır o da kapitalizmdir. Emek gücünün değersizleşmesine giden bu yol vahşi kapitalizmin

cennet bahçesi olarak ördüğü "emeğini dilediğine satabilirsin-işte özgürlük" formülasyonunun boş bir burjuva ideolojik argumanından başka bir şey olmadığını kanıtlamakta. İş yerlerinin maliyetleri düşürmek adına yaptığı mikro-ekonomik hesapların

geniş ölçekte bakıldığında çok daha kemikleşmiş bir sistemin uzantısı olduğu şüphe götürmez bir gerçeklik. "Çözüm projeleri" ve işçi kazalarını önlemenin yolu ise sanıldığı gibi demokratik yollardan elde edilebilecek kazanımlar olmaktan öte işçi sınıfının masaya yumruğu vurmasından ve insiyatifi sendika patronlarından almasıyla mümkün. Çünkü bugün karşılaştığımız sorun "iş kazaları" olmanın ötesinde kapitalizmin insanlığı sürüklemekte olduğu yıkım gerçeğidir.

 

Sosyalizm ya da Barbarlık !

 

Kapitalizmin çürüme döneminde yaşanan kıyımlar toplumsal yaşamın her alanında artan bir şekilde gözlenmektedir. Çevresel felaketler, artan işsizlik, yoksulluğa mahkum bırakılmış kitleler ve orda burda patlak veren küçük savaşlar bunlardan sadece bir kaçı. Toplumsal üretimin insan ihtiyacını karşılamaktan ziyade değişim değerine indirgenmesi yıkımın fitilini ateşleyen bir ilk hareket mekanizmasıdır. Bunu ortadan kaldıracak ve insanlığı barbarlıktan kurtaracak hareket ise işçi sınıfının sürdüreceği sınıf savaşımı olacaktır. Üretici güçlerin üretim ilişkileri önünde engel olmasıyla başlayan kapitalizmin çöküş dönemi, insanlığı barbarlığa sürüklemeden işçi sınıfının sınıf düşmanlarını alt etmesi tek kurtuluştur.

 

Cem