DUR! OKU! DÜŞÜN!
Son çatışmalardan gelen ölüm haberleriyle birlikte anlamsız bir savaşta kurban edilen emekçi çocukları için bir kere daha üzüldük. Patronlar takımı ve onların medyası da her zaman ki gibi daha fazla katliam daha fazla ölüm ve daha fazla kaos için bağrınmaya başladı. Sonuç; insanlar sokakta "terörist" arar oldular... Iyi ama neden bu noktaya gelindi?
Çünkü patronların devleti, uzun süredir açıkça ortaya çıkmış olan bir kriz içerisinde. Bunun temelinde yatan ekonomik gerekçe Türkiye'deki emekçilerin emilecek kanının kalmamış olması ve üstüne üstlük dün THY'de ve bugün de daha kararlı bir biçimde Türk Telekom ve Novamed Grevlerinde olduğu gibi direnmeye başlamalarıdır. Artan orandaki uluslar arası borçlar ve gittikçe kurgusallaşan sermaye, "para piyasalarında" ve aslında devlet borcu olarak biz emekçilerin sırtında şiştikçe daha da kırılganlaşmakta. Bu durumu sürdürebilmek için patronlar tayfası, toplumsal olarak ırkçılığı pompalamakta böylece Kürt sınıf kardeşlerimizi daha ucuza sömürmekte, Türk emekçileri ise sokaklarda ve meydanlarda sefil bir durumda yozlaşmaya bırakmaktadır. Bu durumun politik sonucu ise her yerde duyduğumuz ama hiçbir soruna çözüm olmayan savaş naralarıdır. Çünkü devletin ideolojik duvarları her gün çatlamaktadır. Yaşadığımız rezalet biz emekçiler ve (geleceğin emekçileri) öğrenciler tarafından daha da sorgulanabilir hale geldikçe sermaye de toplumu yozluğa çürümeye ve dağılmaya o oranda itmekte ve kendisine anlamını veren bütün toplumsal meşruiyetini yitirmektedir. Son yaşanan katliama patron tayfasının çanak yalayıcısı olan politikacıların açıklamaları ise şudur;
Patronların ulusalcı-milliyetçi kanadı için mesele her zaman ki gibi ABD'nin çevirdiği "komplolar"dır. Onlara göre TSK bir kez kuzey Irak'a girse sorun çözülecek "terörün kökü kurutulacaktır". Hal bu ki ABD'nin kendisi çok önce değil daha 2003'te işçi sınıfından gençleri Irak'ta yine oradaki işçilere kırdırmak istemiş, Türkiye patronları ise o zaman bunu hem bizi savaşa ikna etmekte güçleri yetmediği için hem de kendi basiretsizlik ve zayıflıklarından dolayı yapamamıştır. Gerçek şu ki Türkiye'nin patron tayfası her zaman ABD'nin kuyruğuna dizilmiştir ve TSK'da bu gün onun emrinde Afganistan'da ve Lübnan'da sınıf kardeşlerimizi öldürtmeye hazır beklemektedir. Dolayısıyla patronların ulusalcı kanadının yaratmaya çalıştığı yalanın aksine onlar ve ABD emperyalizmi arasında hiçbir çıkar ayrılığı yoktur tersine çıkar birliği vardır. Ve TSK'da bu ittifakın silahlı yürütücüsüdür. Dahası Kuzey Irak'ta yapılacak her hangi bir katliamın sadece daha fazla asker ölümüne ve orada da daha fazla "sivilin" toplama kamplarında sürünmesi ve savaş alanlarında katledilmesi anlamına gelecek, bu da büyük şehirlerde patlayacak daha fazla bombayla karşılık bulacaktır.
Patronların İslamcı ve liberal kanadı ise, her zaman ki gibi kaypak bir şekilde savaşı onaylamakta. Elbette "operasyon"un nasıl ve ne şekilde yapılacağı gibi konularda tereddüt gösteriyor olmaları sadece ABD'den bekledikleri onayı koparmak içindir. Bunun için Barzani ve Talabani'yle uzlaşmayı ve onların göstereceği yerleşim yerlerindeki emekçileri katletmeyi "sabırla" beklemekten başka bir şey yaptıkları yok.
Patronların "sol" kanadı ise yine yüksek kürsülerinden mızmızlanmaktan başka bir şey yapmıyor. Elbette bizim açlığımız, sefaletimiz, yoksulluğumuz ya da ölümümüz onları ilgilendirmiyor. Pozisyonlarını korumak için efendilerinin karşısında kıvrıldıkça kıvrılıyor, esnedikçe esniyorlar... Kısacası parlamentonun anlamsızlığını bize bir kez daha ispatlıyorlar.
Sonuçta kapitalizmin çıkmaz sokağında bütün bir Ortadoğu'yu bekleyen daha fazla savaş, yıkım, terör ve karmaşa döngüsüne Türkiye emekçileri de, onların yaşamları gibi ölümlerini de hiç umursamayan patronları tarafından çekiliyor. Çünkü kapitalizm kendi çözümsüz krizinin infazını ancak insanlığı gittikçe daha çok yıkarak erteleyebiliyor.
Emekçilerin cevabi ise, Telekom grevinde olduğu gibi yolumuza ışık tutmaya devam ediyor. Günlerdir devam eden bir tek Telekom grevi bile patronları titretmeye yetti. Eğer bu örnekleri çoğaltmak için sınıfımız ile dayanışma içine girer ve her yerde savaşa dur dersek kapitalist katliamı engelleyebiliriz. Savaşı ve ölümleri durdurmanın yolu onu derinleştirmek ve yaygınlaştırmak değil, sınırları aşan ve her askeri cepheye yayılan bir sınıf dayanışmasını adım adım örmekten geçiyor. Düşman başka memleketlerde değil burada kendi aramızda! Onu görmek için geriye sıcak evlerinde oturan patronlara bakmak yeterli!
ULUSUN IÇIN DEĞİL SINIFIN İÇİN SAVAŞ!
SAVAŞA KARŞI SINIF SAVAŞI!
- 434 reads

